İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Bozkurt “Tek bir okul saldırganı profili, tek bir neden ve tek bir saldırı tipi yok. Ama bu tür saldırıları gerçekleştirenlerin ortak bir özelliği var, o da aslında öncesinde belli sinyaller veriyor olmaları. Yani bu çocuklar genellikle söylüyorlar. Biz duyamıyoruz” dedi.
Geçtiğimiz hafta önce Şanlıurfa sonra da Kahramanmaraş’ta okullarda silahlı saldırılar gerçekleştiren ve bu olaylarda kendileri de hayatlarını kaybeden biri 19 diğeri 14 yaşındaki iki ergen hangi ruh haliyle hareket ediyordu.
Onları bu vahşete yönelten etkenler nelerdi?
Amerikalı araştırmacı ve psikolog Peter Langman, bu saldırganları psikopat, psikotik ve travmatize olmuşlar şeklinde üç psikolojik tipe ayrılıyor. Langman’ın araştırmasını bir eğitimci olarak analiz eden İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Bozkurt da “Tek bir okul saldırganı profili, tek bir neden ve tek bir saldırı tipi yok. Ama bu tür saldırıları gerçekleştirenlerin ortak bir özelliği var o da aslında öncesinde belli sinyaller veriyor olmaları. Yani bu çocuklar genellikle söylüyorlar. Biz duyamıyoruz” dedi.
Özellikle okul saldırganları üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen araştırmacı ve psikolog Peter Langman, okul katliamlarını gerçekleştiren gençlerin psikolojik profillerini yıllardır inceleyerek bu saldırıların arkasında yatan nedenleri ortaya çıkarmaya çalışıyor. Bu kapsamda pek çok akademik yayını olan Langman, okul saldırganlarının günlüklerini, mektuplarını ve adli raporlarını titizlikle inceliyor. Langman bu alanda sıklıkla öne çıkan nedenlere ilişkin, “Ergen, yalnız çocuk. Şiddet içerikli video oyunları oynuyor. Zorbalığa uğruyor. Bir gün dayanamıyor ve kendisine eziyet edenleri vuruyor. Ancak bu hikaye hem eksik hem de çok yanlış” diyor. Toplum sosyolojisi üzerine çalışmalar yürüten İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Bozkurt da Peter Langman’ın çalışmalarına kulak verilmesi gerektiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Bozkurt, Langman’ın saldırganlara ilişkin yaptığı araştırmaları şöyle analiz etti:
OKUL PERSONELİNİ HEDEF ALIYORLAR
“Langman saldırganları üç kategoriye ayırıyor. Her biri farklı bir iç dünyanın fotoğrafı. Birinci sırada ‘psikopatlar’ var. Onu ‘psikotikler’ ve ‘travmatize olmuşlar’ takip ediyor. Psikopati, psikoz ya da travma tek başına saldırıyı açıklamıyor. Langman bunu açıkça söylüyor. Bu özelliklere sahip insanların büyük çoğunluğu hiç kimseyi öldürmez. Saldırı çok etkenli bir olay. İçsel yapı ve toplumsal tetikleyici önemli. Diğer yandan tetikleyiciler listesi oldukça tanıdık. Bunlar, akademik başarısızlık, disiplin sorunları, romantik reddedilme, hukuki sorunlar, akranlarla çatışma, gelecek algısının çökmesi ve sıradan ergenlik krizleri olarak sıralanıbilir. Ancak psikopatik, psikotik ya da travmatize bir zihin, sıradan bir başarısızlığı kozmik bir adaletsizliğe dönüştürebiliyor. Diğerlerinin atlattığı durumlar, bu zihinlerde farklı yankılanır. Langman, saldırganların hedef aldığı profillere ait de bir veri çıkardı. Buna göre analiz ettiği 48 okul saldırganından biri zorbaları, 3’ü rakiplerini, 7’si ailesini, 9’u kadınları ve 18’i okul personelini hedef aldı. Buna göre aslında saldırganların büyük kısmı kendisini eğitmeye çalışan personele zarar verme eğiliminde. Demek ki saldırı bir intikam eyleminden ziyade otoriteye başkaldırı meselesi.
EYLEMLERİNİ ÖNCEDEN SÖYLÜYORLAR
Bu saldırıların önlenmesi noktasında Langman’ın kritik bir tezi var o da ceza vermenin saldırıyı önlemediği. Uzaklaştırma ve okuldan atma tehlikeyi ortadan kaldırmıyor. Aksine, öfkeyi ve reddedilme hissini büyütebiliyor. Nitekim bunu Şanlıurfa saldırısında görüyoruz. Peki bu çocuklar saldırı öncesi ne gibi işaretler veriyor? Mesela okul krokisini çizmek, hedef listesi oluşturmak, silah edinmek, prova yapmak gibi davranışlar sergileyebiliyorlar. Bir de, ‘sızıntı’ diye tanımlayabileceğimiz kritik davranışları var; saldırganlar çoğunlukla ne yapacağını önceden birilerine söylüyor. Ancak saldırganı kızdırmaktan ve olaya dahil olmaktan duyulan korku bu uyarı sinyallerini anlamanın önüne geçiyorr. Diğer yandan insanlar hatalı muhakeme de yapabiliyor. Örneğin, “Şaka yaptı, aylardır söylüyor zaten, gerçekten yapacak olsa söylemezdi” diyebiliyorlar. Ancak saldırganlarının büyük bir kısmı gerçekleştirecekleri eylemleri önceden söylüyor. Ama biz duymuyoruz.
SORUN SADECE ‘YALNIZ KURT’ DEĞİL
Üç tipoloji önemli ama tek başına açıklayıcı değil. Bu tiplere sahip milyonlarca insan var, çok azı öldürüyor. Saldırganlar aslında izole değil. Çoğu önceden konuşuyor, paylaşıyor, ima ediyor. Demek ki sorun sadece ‘yalnız kurt’ değil. Sorun çevrenin sinyalleri işleyememesi, kolektif inkar ve raporlama altyapısının çalışmaması. Bu bir bireysel psikoloji sorunu kadar bir kolektif dikkat sorunu. Özetle Langman’ın çerçevesi bize şunu söylüyor: Okul saldırganlığı çok etkenli bir olgu. Bireysel patoloji toplumsal tetikleyicilerle yani akademik, romantik, ailevi, başarısızlık gibi durumlarla buluştuğunda, çevre sızıntı sinyallerini göremediğinde ve kurumlar ceza merkezli düşündüğünde saldırı olasılığı büyür. Önleme mümkündür ama disiplin değil, dikkat ister.
3 PSİKOLOJİK TİP
Peter Langman, saldırgan profillerini şöyle anlatıyor:
Psikopatlar: Kendilerini hep kurban olarak görüyorlar, hiçbir şey onların hatası değil. Çabucak öfkeleniyor, kendilerini her şeye hak kazanmış sayıyorlar. Columbine saldırganı Eric Harris bu tipin bir örneği. Günlüğüne Almanca “Ich bin Gott” yani ‘Ben tanrıyım’ yazmış. Bu çocuk aynı zamanda başarılı olacak parlak bir genç izlenimi vermeyi başarmıştı. İzlenim yönetimi psikopatın imzasıdır. Dışarıdan gördüğünüz yüz, içerideki yüz değildir.
Psikotikler: Halüsinasyonlar görür dağınık konuşur ve davranır, başarılı akranlarını kıskanırlar. Bu tipin örneği ise Kip Kinkel, 15 yaşındaydı. 12 yaşından beri kafasında sesler duyuyordu. Beynine çip yerleştirildiğini düşünüyordu. Anne babasını öldürdükten sonra yazdığı satırlar sarsıcı. “Dokunduğum her şeyi mahvediyorum. Tanrı bunu bana neden yaptı?” Harris’in soğuk yüceliğinin tam tersi Kinkel kendinden nefret ediyor, yardım dileniyor. Ama yardımı alamayacağını da biliyor.
Travmatize olmuşlar: Dağılmış, kaotik aileler, cinsel veya duygusal istismara uğramış çocuklar. Bunun örneği olan Jeffrey Weise, Red Lake Lisesi’nde dokuz kişiyi öldürdü. Annesi onu eline ne geçerse onunla dövermiş. Weise, buna “on altı yıl biriken öfke” diyor. Bu dil Harris’in tanrısal hezeyanından da Kinkel’ın psikotik korkusundan da farklı. Burada uzun yıllara yayılmış bir yıpranma var.
Haber Kaynağı: https://www.hurriyet.com.tr/egitim/soyluyorlar-ama-biz-duymuyoruz-43156367
