Yapılan çalışma, ikiden fazla veya hiç çocuğu olmayanlarda biyolojik yaşlanmanın daha hızlı ilerlediğini, en ideal dengenin ise 2-3 çocuklu grupta olduğunu gösterdi.
Finlandiya’da bulunan Helsinki Üniversitesi tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir çalışma, çocuk sahibi olma sayısı ile yaşam süresi arasındaki bağlantıyı inceledi. Araştırmadan elde edilen verilere göre, ortalamanın çok üzerinde çocuğu olanlar ile hiç çocuk sahibi olmayanların biyolojik yaşlanma süreci daha hızlı ilerliyor. Bilim dünyasında “harcanabilir beden teorisi” olarak bilinen görüşe göre, vücut sahip olduğu kısıtlı enerjiyi üreme için harcadığında, kendi hücrelerini yenilemek ve onarmak için daha az enerji kalıyor. Bu durum da uzun vadede yaşam süresinin kısalmasına yol açabiliyor.
İkizler Üzerinden Genetik Analiz
Bilim insanları, dış etkenleri ve genetik farklılıkları devre dışı bırakmak amacıyla araştırmayı 14 bin 836 ikiz kadın üzerinde gerçekleştirdi. Katılımcıların tamamının ikiz olması, genetik mirasın yaşlanma üzerindeki etkisini daha net anlamayı sağladı. Çalışma kapsamında kadınlar, doğum sayılarına ve anne olma yaşlarına göre yedi ayrı kategoriye ayrıldı. Bin kişiden fazla olan bir alt grupta ise doğrudan biyolojik yaşlanma işaretleri laboratuvar ortamında takip edildi.
En Düşük Risk 2-3 Çocukta
Yapılan istatistiksel analizler, en sağlıklı grubun ortalama iki veya üç çocuk sahibi olanlar olduğunu gösterdi. Bu gruptaki kadınların hem ölüm riskinin daha düşük olduğu hem de yaşlanma belirtilerinin daha yavaş ilerlediği görüldü. Buna karşılık, hiç çocuğu olmayanlar ile yaklaşık 7 ve üzeri çocuğu olan gruptaki bireylerde biyolojik yaşlanmanın çok daha hızlı olduğu tespit edildi. Ayrıca, çok genç yaşta anne olan kadınlarda da benzer bir yaşlanma hızı gözlendi; ancak uzmanlar bu durumda yaşam tarzı, beslenme ve alışkanlıkların da payı olduğunu belirtti.
Bu Veriler Bir Sağlık Tavsiyesi Değil
Uzmanlar, elde edilen bu bulguların insanlar için doğrudan bir yaşam tavsiyesi olarak görülmemesi gerektiğini önemle vurguluyor. Araştırmacı Miina Ollikainen, biyolojik yaşın takvim yaşından daha ileri olmasının ölüm riskini artırdığını, ancak yaşam öyküsünün vücutta çok karmaşık izler bıraktığını ifade etti. Sonuç olarak bu çalışma, kesin bir neden-sonuç ilişkisinden ziyade toplumsal bir tabloyu ortaya koyuyor. Yetkililer, ebeveyn olmanın getirdiği diğer olumlu etkilerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini ve bu sonuçların aile planlarını değiştirmek için tek başına bir sebep olmadığını hatırlatıyor.
Haber Kaynağı:https://www.yenimedyahaber.com/saglik/fazla-cocuk-omru-kisaltabilir-14-bin-kisilik-arastirma-sonuclandi/3790
(kardeş haber)
