5 Nisan haftasında müzik dünyasında öne çıkan yeni albümler, dinleyicilerle buluşuyor.

MOĞOLLAR ‘DÜM-TEK’ (CAN PLAK) 

Davulcu Ayzer Danga ile basçı Taner Öngür’ün ilk albüm sonrası Moğollar’dan ayrılışının ardından, yurtdışına çıkan gitarcı Cahit Berkay’ın yolu Fransa’da davulcu Engin Yörükoğlu ile kesişir. İkilinin Moğollar’ı yaşatmaya çalıştığı bir dönemdir. Önce “Tanrıların Arabaları/Bu Nasıl Dünya” parçalarının bulunduğu bir 45’lik çıkarmış, akabinde Paris’ten bir albüm teklifi almışlardı. 1975 yılında Sunbar etiketi altında “Hitit Sun” adlı bir albüm yapmışlar, aynı yıl ise bu çalışma Türkiye’de Coşkun Plak etiketi altında “Düm-Tek” adıyla yayımlanmıştı. Basta Michel Shollet, tuşlu çalgılarda da Romen Petiter’in yer aldığı albüm, içinde daha sonra Anadolu Pop standartlarının yapı taşlarını ve temel ilkelerini atan parçaları içeriyordu. Moğollar’ın erken dönemine damga vuran, topluluğun özgün karakterinin de en belirgin özelliklerini taşıyan “Düm-Tek” parçaları, daha sonra sayısız Yeşilçam filminde kullanılmış, hafızalara kazınmıştı. Müzik tarihiminiz en iyi albümleri listesinde yeri her daim sağlam olan “Düm-Tek” albümü, şimdi yayımlanışının 50. yılında Can Plak tarafından yeniden plak olarak basıldı; orijinal makara bantlardan aktarılarak açılır kapak içinde albümün hikâyesiyle birlikte, renkli 180 gram. 

SUDA BALIK (GLOSS MUSİK) 

Henüz dinlemediğiniz bir albümün kalitesi hakkında ilk fikir veren şeylerden biri içinde yer müzisyenlerin kim olduğudur. Birazdan kulaklarına misafir olacak notaların garantisi biraz da buna bağlıdır. Örneğin şayet bir albüm Salih Nâzım Peker ile Gürkan Özkan’ın gibi iki gönül insanının ortak imzasını taşıyorsa bu kendi adıma bir güvencedir. İkisi sözlü, üçü enstrümantal olmak üzere beş türkünün yorumlandığı 18 dakikalık “Suda Balık” kısaçaları (EP), Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan göç yollarında Hint ve Türkmen müziklerinin gönül muhabbetini dile getiriyor. “Suda Balık Oynuyor”, “Ötme Bülbül”, “Yayla Yollarında Yürüyüp Gelir”, “Goca Çamın Gürlemesi Dal İlen” ve “Yavuz Geliyor Yavuz” adlı parçalarda raga ile makamın, tabla ile elektrosazın ahengini, renk, ton ve doku zenginliğini yüksek bir keyifle yaşıyoruz. Bu ikiliyi eskiyi popüler zihniyetle yorumlayanlardan ayıran çok önemli de bir özellik var. O da zorlama biçimde modern olmaya çalışmamaları ve geleneğin içine tutucu bir şekilde hapsolmamaları. Elektro-saz, cura, kabak kemane ve gembri çalan, vokal yapan Salih ile tabla, perküsyon çalan, vokal yapan Gürkan’ın yarattığı bir kardeşlik çağrısı niteliğindeki ses âlemi bizi insani bir dünyaya çağırıyor

https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/vitrindeki-albumler-5-nisan-2026-2492463

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir